Bana Nankör Olan Dünya Seninle Bitmeyecek
Hesabım Var
Sevil ADIGÜZELMAN"Eli cebinde, başında fötr şapkası, her geçene selam veriyor sanki. Başı öne eğik duruyor, bir ayağı da geride. Adımları dermansız gibi... Sanki aşk acıları bellini bükmüş, bitap düşmüş bedeni."
Geçen sene paylaştığım bir fotoğrafa
yapılmıştı bu yorum. Bu kişinin ilk önce beni anlattığını düşündüm, ama o
Ankara’daki Ayranca Pazarının hemen yanındaki Cemal Süreyya Parkı’ndaki anıttan
bahsediyormuş. Bu sohbet üzerine sana bir yazı kaleme alacağım demişti. İnanmamıştım
tabi ki... Benimle ilgili bir şey bilmediğini düşünüyordum ama aradan oldukça zaman geçti, yazısını düzenlemiş ve gazeteye basıma göndermişti. Çok güzel
bir yazıydı. Ama o yazı beni anlatmamıştı. Toplumun gördüğü benden
bahsediyordu. Benim bile anlam veremediğim Sevil idi onun bahsettiği…
Cemal Süreyya’nın duruşunda olduğu gibi elim
cebimde Paşaköşkü’ndeki evimden çıkıp cadde boyu bilinçsizce yürüyorum şu
yağmurlu günlerde. Tanıdıklarım selam veriyor ama iki çift laf etmeye mecalim
yok. Başım öne eğik, ayaklarım beni bir adım ileri götürmüyor sanki. Ama ben
Cemal Süreyya gibi aşk acısı çekmiyorum. Yıllar öncesinde tam da bugünlerde
kaldı acı. Başka bir neden var bu üzüntünün altında...
İyisiyle, kötüsüyle yaşanılan her şey geçip
gitti. Bu süreçte insanlar pek de umurumda olmadı. Çok eski bir olaydan
söz etmiyorum, her şey göz açıp kapatınca geçti dün gibi. O zorlu süreçten
bugüne kadar kimseyi değiştirmeye çalışmadım. Zaten kimin ne düşündüğünü, ne
yaptığını pek de umursayacak halim yoktu.
Yorulunca kendi kabuğuma çekilip, o küçücük
dünyamda yalnız yaşamayı, anlık mutluluklar yaşamayıp, derin hüzünleri tek
başına atlatmayı öğrendiğim vakit kimseye ihtiyacın kalmadığını anladım. Sen
şimdi bu çaresizliğime 'yalnızlık' diyorsun, ben ise ‘huzur’… Ama biliyorum ki
kimse kimseye derman olmaz.
İnsan doğası eninde sonunda aşkı, sevgiyi
koşullu kılıyor, benim istediğim gibi biri olursan seni sevebilirim gibi
yaklaşımlarla pazarlığa gidiliyor. Hani din, dil, ırk, renk, mezhep önemli
değildi. Şimdilerde önemsiz gibi görünse de ya ileride…
Neyse mesele bunlar değil… Sen değil miydin 'sevgi, karşındakini nasılsa öyle kabullenmektir' diyen. İnsan kayıtsız şartsız
kabullenmeyi ne zaman öğrenecek? Ben ardımda yaralı bir yürek, kederli bir ömür
ve masum anılar bırakıp çekip gidiyorum. Yaşanılan anılar, en çok sizi
özleyeceğim. Bilirim her şeyin kaldığı yerden devam etmeyeceğini, hep içimde
bir eksiklik olacak. Bu yüzden bitti dedik ve sahiden bitti. Bilirim ki yerimi
artık başka biri doldurmuştur ve şimdi gerçekten mutlu gidiyorum. Bu kısıtlı ömürden şunu öğrendim. Sen, sen ol
senden gitmek isteyeni sessizce azat eyle. Unutma, senin için başkasından
vazgeçen, bir gün mutlaka başkası için senden vazgeçecek. Öyle de oluyor bu
döngü bu şekilde yıllarca devam edeceğe benziyor.
Bu zor günlerde her şeyin çoktan bittiğini
fark edemedim. Çok sevdiği biri varmış herhalde dediğinizi duyar gibiyim. Ama
özlemekten başka yapabileceğim hiçbir şey yok. Artık susmam gerekiyor.
Gelecekte çoğunuzu üzebilirim, ama benim adıma korkmayın. Gidenle kimse
ölmüyor. Her sabah olduğu gibi bu sabahta çelişkili düşünceler var zihnimi
işgal eden. Anladım ki mutluluk bana iyi gelmiyor. Yine boynum bükük duruyor,
içimden öyle geldiği için değil dedim ya istemsiz yaşıyorum şu günlerde... Gerçek
sevgi sabırdır, her şeye dayanır. Sevgi olunca kolay affederim, çabalarım, gerektiğinde susarım, aşk denen şey asla bitmez...
Şunu da unutma benim kalbim taş değil…

Bu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSilKutluyorum...Devamı dileğiyle...
Sil
YanıtlaSilYüreğinden hep böyle içten yazılar aksın dileklerimle...Yüreğinize sağlık.
tebrik ederim başarılarının devamını dilerim
YanıtlaSilTesekkur ederim Halit bey...
SilTesekkur ederim Halit bey...
Silİnşallah tesekkür ederim Hüseyin Bey...
YanıtlaSilTeşekkür ederim Mahmut abi😊
YanıtlaSil