"Her Partiye Koltuk Değneği Olmaktan Kurtulalım"
Sevil ADIGÜZELMAN
Malum seçim ayındayız...
12 Haziran 2018; Arguvan Belediye Başkanı Mehmet Kızıldaş, Arguvan İlçe Başkanı Ulaş Çopur ve beraberindeki on bir kişi ile beraber Arguvan’ın köylerine gidip köylülerimizi ziyaret ettik. Yakın zamanda gittiğim köylerin çoğuna ben önceden hiç gitmemiştim. Bu gezi benim için çok şey ifade ediyordu elbette. Gezilecek köyler Arguvan’ımıza ait olunca tabi ki iyi insanların bizi karşılayacağından hiç şüphem yoktu. Bu köylerimiz; Çiftlik, Yürektaşı, Asar, Gecekondu, Adatepe, Aşağı Sülmenli, Yukarı Sülmenli ve Tarlacık’tı bu köylerden sadece Tarlacık’ı biliyordum.
İlk defa gittiğim bu köylerde dikkatimi çekecek çok fazla şey olacağını tahmin edebiliyordum. Yola çıkmadan önce bu köylere ilişkin bir takım tereddütlerim de vardı. Yine de kötü şeyler düşünmedim. Çünkü Arguvan’lılardan kötülük beklenmez. Sahiden de onlar kendi hallerinde insanlardır. Herkes kendi evinde, kendi bağında bahçesinde... Biri birinin hayvanına öte dur demez. Komşu komşunun öteberisine zarar ziyan vermez. Hep birlik ve beraberlik içerisinde yaşarlar. Birinin derdi olduğunda en yakın komşusuna gider. Bazen ödünç bir tas şeker ister bazen tuz, istediği şey az ise ikiye bölünür yine de kimse eli boş çevrilmez. Arguvanlıları anlatmakla tam anlamıyla tanıyamazsınız gelip misafir olmayınca olur mu hiç? Bizim kapımız her zaman herkese açıktır. Arguvan küçük olabilir ama bizlerin gönlü geniş. Bir gün yolunuz düşer de Arguvan’a gelirseniz biliniz ki başımızın üstünde yeriniz var.
Saat 10.00’da gezimiz başladı, ilk gittiğimiz Ali dayının eviydi. Bizi eve davet etti ama uğrayacak daha çok yerimiz olduğundan dolayı orada çok az kalabildik. Başkanımızdan eve başka bir gün gelmesi için söz almadan bizi yolcu etmedi. Gönül zenginliği denen şey bu muydu acaba?
Sırada Muhtar Tahsin amcanın evi vardı. Eşi, kendisi ve ablası bizi kapıda karşıladı. Bahçeye geçtik ve dumanı üstünde çay ikramı edildi. O sırada Tahsin amcanın ablası o evde yaşayan torunlarının ve çocuklarının işsiz olduğunu, iki üniversite bitirenin bile köyde yaşadığından bahsetti. Sahiden biz gençlerin kaderi mi köyde yaşamak? Ben de köyde yaşamayı çok seviyorum ama iş aş olmadıktan sonra ne işime yarar ki köyde kalmak. Okumaktan ve iyi birer birey olmaktan başka elden bir şey gelmez. Temiz hava karın doyurmuyor! Bugün seçimle alakalı çok şey konuşuldu ama ben onlardan bahsetmeyeceğim. Herkes her şeyi farkında! Muhtarın evinden ayrılma vakti geldi. Köy yerinde misafirin az oturması daha makul. Ne de olsa yaz günü herkesin işi gücü var. O yüzden biz başka bir köye gitmek için yola koyulduk.
İkinci köyümüzün muhtarı İsmail Abi o da çok şık bir takım elbiseyle karşıladı bizi. Deyim yerindeyse jilet gibi duruyordu karşımızda. O kadar güler yüzlüydü ki ben ilk defa bu kadar iyi bir muhtarla karşılaştım. Demek ki mesleğini hakkıyla yapmak böyle bir şeydi. Eve davet edildik, ev ahalisi tarafından misafirler baş köşeye buyur edildi. Muhtarımızın annesi kapı ağzına çömeliverdi. Ben de misafir gelince eşikte oturmayı çok severim. Bizim kültürümüzde ev sahibinin her zaman kapı eşiğinde oturması gerektiğini söylerdi anam. Herhalde bu gelenek daha çok seneler devam edecek. Her evde olduğu gibi bu evde de çay, pasta ve poğaçalar ikram edildi. Bizim onlardan bir beklentimiz yoktu bize göstermiş oldukları misafirperverlik ile bizi ailelerinden biriymiş gibi kucaklamalarını, iki çift laf etmek, dertlerini dinlemek istemiştik sadece.
Evet, köy bazında dertleri vardı ama kendi çarkını zor döndüren Arguvan Belediyesinden gereğinden fazla yardımda isteyemeyeceklerini farkındalardı. Belediyemiz şu durumda onlara yol ne de kanalizasyon yapabilirdi. Muhtarımızın köyü oldukça temiz tutulmuştu şimdiye kadar gezdiğim en temiz köydü. Tertemiz bir havası vardı bu köyün. Artık İsmail muhtarımızın evinden ayrılma vaktiydi. Başka bir köye doğru yine yola koyulduk. Yol kenarında arpaları biçen biçercileri tanımasak da selam verdik. Arpalardan arta kalan saplardan yayılan bir koku hissettim, arabadan inip oradaki sürsülük ağacının gölgesinde oturup o eşsiz koku eşliğinde aklı başında bir bardak demli çayı yudumlamak isterdim. Bu sefer olmadı başka sefere artık.
Orada bir köy var uzakta denir ya; şimdi merkezden oldukça uzak bir köydeyiz. Yan yana sıralanmış beş ev vardı. Belki bizim göremediğimiz birkaç ev daha olabilir arka tarafta. Başkanımızın gelmesiyle eve geçtik. Muhtarımızın evinin önünde oturunca karşıda esrarengiz bir tepe tüm ihtişamıyla sizi ağırlıyordu. Yamaçlarda meşe ve palamut ağaçları vardı. Bir iki kare fotoğraf çektim. Sanırım bir saat boyunca muhtarla sohbet edildi. Tarım, hayvancılık, eğitim, ekonomi, işsizlik, mazot fiyatları susuz tarımın dezavantajları konuşuldu.
Adatepe her köyde olduğu gibi burada da gördüğüm her yaşlının eline vardım. Kimi ele varmaya müsaade etmeyip deyim yerindeyse beni kucaklayıp bağrına bastı. Evler gerçekten de bir tepenin yamacında sıralanmıştı. Akşamları oradan esecek rüzgâra hiçbirini değişmezdim.
Sıradaki köy Tarlacık, buradaki köylülerle su sıkıntısı ve yollar, çoluk çocuğun geleceği konuşuldu. Teyzelerimiz Allah suyun eksikliğini vermesin diye yakınıyorlardı. Başkanımız sohbet devam ederken bir teyze ‘Bizi ziyarete gelmeseniz de bizim oyumuz belli’ diye konuşunca herkesin yüzünde bir gülümseme oluştu. Başkanımız Mehmet Kızıldaş; "Herkes yüzünü Batı’daki medeniyete dönerken biz neden doğuya döndük?" Ben de çelişki yaşadım acaba medeniyet sahiden doğuda mı? Bu konu üzerinde çok fazla konuşuldu. Teyzelerle çok güzel sohbet edildi. Atmalı bir teyzenin esprileriyle gülücükler, kahkahalar havada uçuştu. Teyze; "Bu ülkeye polis de, asker de, mühendis de, kaynakçı da lazım." Başkanımız Mehmet Kızıldaş, "Bizim umudumuz hep var çünkü geldiğimiz noktada okuyan yazan kişilerden edindiğimiz bilgilere göre çoğu şey gün yüzüne çıktı. Yalanlar arttıkça, cevaplarda kördüğüm oluyor. Bu aşamada liderlerin kimyası da bozulmakta." Köylülerin hepsi birlikte ayaklandı ve bizi yolcu ettiler ardımız süre "Allah utandırmasın" dediklerini duydum.
Sırada Yukarı Sülmenli ve Aşağı Sülmenli var. Buralarda yaşayanlar yıllardır silme aynı partiye oy veriyormuş. O yüzden buna benzer çoğu köylerde hal hatır sorduk. Düşüncesi, dili, dini ne olursa olsun gördüğümüz herkesi ziyaret ettik. Bir takım insanlar üzerinde oluşturulan korku imparatorluğunu Arguvanlılara yansımayacak. Bizler zamanında baraj sıkıntısı çeken birçok partiye koltuk değneği olduk artık yeter. Gezimiz boyunca tüm yaşlılara seçimle ilgili detaylar anlatıldı. Artık partiyi yüceltme zamanı. Dayının biri eğer ki başka bir partiye oy verirsem elim kırılsın dedi. İstikrar denen şey bu herhalde...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder