18 Aralık 2018 Salı

Korkuyordum Aşkımla Sınanmaktan


Korkuyordum Aşkımla Sınanmaktan


Affedersiniz efendim, bir dakikanızı bahşeder misiniz bana? Normalde bu tür şeyleri konuşmam ama diyeceklerim çok önemli... Açıkça konuşacağım, beni hoşgörün... Uygunsa yanınıza oturmak istiyorum. Müsaade var mı?
“Elbette ki” dediğini duyar gibi oldum. Sesi kısıktı ama gözleri her şeyi anlatıyordu...
Bilmiyordu ki şimdi ne kadar çok istiyorum başımı omzuna yaslanmayı. Bak işte, dayanamayıp başımı omzuna yaklaştırdım. O da biliyordu kendisine karşı olan hislerimi. Kulağına eğilip kısık bir sesle şöyle demek geçti içimden.
Yok, yok söyleyemem, yapamam bunu...
“Söz veriyorum, tek ses bile çıkarmayacağım, sadece nefesinizi hissetmek istiyorum” demek geçiyordu içimden, söyleyemedim. Bunu söylersem mutsuz mu olacaktım? Elbette ki hayır… Peki, gerekçem ne idi?
Dayanamadım ve söyledim içimden geçenleri. İçimde ona karşı beslediğim aşkı, sevgiyi saklayamadım. Gözlerine bakarak, “Bu hayatı seninle yaşamak istiyorum” dedim, gülümsedi.
“Gülmeyin lütfen, bu isteğimi dile getirmek aylar aldı” dedim. Dünyayla alay edercesine bir kahkaha attı. Bu gülüşü ömre bedeldi. Kolay değildir onu mutlu etmek. Sahiden şu an ne hissediyor dersiniz?
Ve ellerimi ellerine kavuşturdu. Sıcacık elleri vardı, benim ise buz gibi. Benim ellerimin soğuk olmasının nedenini Aralık ayında doğmuş olmama bağlardı hep…
Korkuyordum aşkımla sınanmaktan...
“Parfümünüz sizinle bütünleşmiş sanki” dedi.
Biraz tanımayı denese, her şey farklı olacaktı.
“Elbette ki olur, tanımak isterim” dedi. Benimle mutluydu demek ki…
Velhasıl zaman su misali geçti. Haftalar, ayları kovalamaya devam etti.
Şimdilerde hem sohbet etmeyi hem de kahvemizi yudumlamadığımız günleri düşünüyorum. Onun yanında dudaklarım yine kahve sıcağı misali...
Ellerim üşüyor ama o varken hissetmiyorum bile. Bu ayazlı gecelerde kalbine kaçasım var. Müsaade eder mi acaba? Eskisi gibi mesken kurayım kalbinin sol yanına. Lanet olası ellerim yüreğini yokluyor yine...
Neler yapıyorum ben Allah’ım! Ben bu kadar rahat hareket edemezdim. Varlığından çekiniyorum, yokluğunu ise düşünmek bile istemiyorum. Yaşayacağım en büyük acı onu kaybetmek. Onsuz eksik kalıyorum. Ürkek bir ceylan misali yaşarım şu garip hayatı... Onu düşünürken bile utanırım. Çok fazla konuşmamamızın nedeni işte bu… Gözlerine bakarak hayaller kurmak istiyorum. Başımı omzuna yaslayıp mutluluğu tatmak istiyorum.
Onu tanımadan önce koca bir yıkıntıdan çıktım. Bir türkü duysam gözümden süzülen yaşlara çare aramadım. Kimseyi yanımda istemedim. Bencil falan olduğumdan, tek neden derdimle dertlenmesinler...
Geceyi bölen sesi uzaklardan gelir ansızın. Yüreğimin en ücra köşesine mıhlanır. Görmemiştim yüzünü, gözlerinin rengini. Bir ses, bir yazı uzağındayım sadece. Hasreti bitmesin, hep sürsün diye aramıyorum onu. Ama şu belli ki sesini duyunca ruhum dinleniyor.
Üşüyorum bu kışta kıyamette. Sevdalanmış, ruhum uçsuz bucaksız maviliklere süzülüyor. Ona gitmek istiyorum. Bileklerime kelepçe vurulmuş tutsağıyım sanki. Dışarıda dans edercesine yağan karın altında yürümek istiyorum. Islak saçlarının kokusunu merak ediyorum. Kokunu içime her çektiğimde çaresiz kalmak istiyorum. Adını sayıkladığım her geceye dem vurmak geliyor içimden. Kimsem yok ki boynum büküp yanına yanında oturayım, derdimi paylaşayım. Yalnız sen mi mutsuzsun, ben senden de derbederim. Gönlüm sensiz ne dertli ne de bahtiyar.