25 Ocak 2019 Cuma

Tek Cevabım Türkülerimiz idi…


Tek Cevabım 'Türkülerimiz' idi…


Arguvan'a

Herkes methiye yazıyor, ben ise seni anlatacağım
Ne gibi özelliklerin var?
Yeraltı zenginliklerine mi sahipsin?
Hayır…
Endüstri kuruluşların mı var?
Hayır…
Denizin, denize kıyın mı var?
Hayır…
Ormanların mı var?
Hayır…
Tarihsel yapılara, eski yapıtlara mı sahipsin?
Hayır…
Ülkenin toplumsal yaşamına yön veren siyasetçilerin mi var?
Hayır…
Ve daha birçok soruma “hayır” diyeceğiz…
Ancak söylenecek bir şey var;
Türkülerin var!
Arguvan türküleri!
Türküler, türküler bizi söyler.
Türkülerde biz varız, bizde türküler…

(3 Ekim 2008, Aksaray) 


Süleyman Özerol hocamın kaleminden dökülen bu kelimeler sanki Arguvan'a biçilmiş bir kılıftı.
Şimdi size bir anımı anlatayım…
Ben Malatya’nın en küçük ilçesi olan Türkü Diyarı Arguvanlıyım. Şu an İnönü Üniversitesinde lisans eğitimime devam ediyorum.
Üniversiteye başladığım ilk gün ailem ve akrabalarım “Kızım nerelisin derlerse sakın ha, 'Arguvanlıyım' demeyesin” diye tembih etmişlerdi. Çok şaşırmıştım...
Bizim Türkülerimizden başka dayanağımız yoktu ki nedendi bu telâşe?
Hangi kötü olaya karışmış olabiliriz ki diye düşünmüştüm.
Ben bu gerçeği inkâr edemezdim ki? Zaten saklamayı da beceremedim. Hatta tanışma toplantılarında “nerelisiniz” dediklerinde “Malatyalıyım” demez, “Arguvanlıyım” derdim. Herkes yüzüme bakıp “Bağımsızlık mı ilan ettiniz?” dediklerinde çekinmeden evet diye cevap verirdim. Ortamda birkaç dakika sessizlik olurdu.
Geçen süreçte aslında korkulacak bir durumun olmadığını kendi gözlerimle görüp bu telâşın boş olduğunu anlamış oldum.
Günler geçti, artık sosyal medyadan Arguvan’la ilgili her haberleri, her yazıyı paylaşır oldum. Arguvan neredir, nesi meşhurdur, neler üretilir, belediye başkanı ne gibi yatırımlar yapar; hepsini güncel olarak paylaştım. Artık arkadaşlarım da memleketimi tanımış oldular.
Günler geçti artık arkadaşlar ,“Arguvanlı” diye seslenir oldular. “Arguvan'ı niye bu kadar seviyorsun? Nesi meşhur ki?” dediklerinde bir an kalakalıyordum. Tek cevabım "türkülerimiz" idi...
Arguvan’a gidince her şey sıkıcı gelirdi. Köyden kalkıp merkeze gitmek istemezdim. Küçücük bir ilçe işte... Nüfusu 7.500 civarında, merkezde 10 civarı bakkal, 5 civarı kahvehane, bir de meşhur Nazım Hikmet Meydanı var. Elbette ki resmi daireler de…
Gençler, maddi durumu ve çalışacak iş yeri olmadığından dolayı hep gurbet yoluna düşmüşler. Böylece nüfusu da gitgide azalmış. Nüfus yoğunluğunu yaşlılar oluşmakta. Köylerde o tertemiz havayı soluyan insanlarımız halen fazla. İnsanları mı onlar baş tacı…
Caddede yürüyünce gördüğüm yüzler hep aynıdır. Tanımadığım yüzleri çok nadir görürüm. Herkes birbirini çok iyi tanır. Bazen ismini unuttuğum kişilerle karşılaşınca sımsıkı sarılır hal hatır ederiz.
Yazın her çeşme başında iki üç kişi ile karşılaşmak olasıdır. Yanlarına varmazsanız bile, saz çalıp türkü söylediklerini duyarsınız. Rüzgârın etkisiyle sesleri uzaktan daha güzel gelir. Doyamazsınız o sese, yüreğe dokunur nameler. Her Arguvanlı gibi onlar da “Benim sesim kötü” der. “Buna sakin inanmayın” derim. Arguvan’ın suyunu içip o memleket havasını soluyan birinin sesi kötü olur mu hiç?
Kendimi bildim bileli bu küçük ilçe, yıllar içerisinde zorluklarla baş etmeye çalıştı.

11 Ocak 2019 Cuma

Çocuklar ve Ailelerinin Umut Kitabı 'Hastanede Şenlik Var' İkinci Baskısını Yaptı

Çocuklar ve Ailelerinin Umut Kitabı 'Hastanede Şenlik Var' İkinci Baskısını Yaptı




Mavisel Yener ile Aytül Akal’ın Onkoloji hastası çocuklar için kaleme aldığı, Türkiye’de bir ilk olan, 'Hastanede Şenlik Var' adlı kitabın ikinci baskısı, genel yayın yönetmenliğini Prof. Dr. Cengiz Yakıncı’nın sürdürdüğü, İnönü Üniversitesi Yayınları tarafından Malatya’da yapıldı.
Aytül Akal ve Mavisel Yener’in gönüllü olarak pek çok çalışma yaptığı biliniyor. “Hastanede Şenlik Var” adlı kitap onlardan biri… İlk baskısı 2014’de Özlem Arman’ın başkanlığındaki 'Mutlu Olalım Projesi' kapsamında yayımlanan kitap, çocukların ve ailelerin yüzlerine bir gülücük kondurmayı, düşlerine biraz renk katmayı, umut taşımayı amaçlıyor. Kitapta, kemoterapi alan bir grup çocuğun çok sevdiği Zeynep Abla karakteri aracılığıyla, ağır tedavi gerektiren hastalıkların aşılmasında özellikle “gönüllü” olanların takınması gereken tavır, çocuklara yaklaşım gibi ince ama çok önemli ipuçları verilmiş. Zeynep Abla, yine neşeyle, yine eli kolu birbirinden renkli paketlerle girer odaya. Bir çocuk dışında, diğerleri heyecanla karşılar onu. O çocuk bir türlü görmek istemez bu renkleri. Ama Zeynep bir şekilde onun da yüzünü güldürmeyi başarır. Nasıl mı? Onu da Zeynep fısıldasın çocukların kulağına. “Çocuklar hasta olmasa” diyoruz fakat dileğimiz ne ki olmuyor işte, içimizden geçirdiğimiz her şey gerçekleşmiyor. Ama onların yüzüne birer gülücük kondurmak mümkün. Aytül Akal ve Mavisel Yener gibi… Birbirinden canlı resimler Saadet Ceylan’ın renklerini taşımış, tasarımını Ayla Çınaroğlu’nun yaptığı kitabın danışmanları da Özlem Arman (mutlu Olalım Proje Başkanı), Dt. Yasemin Avanoğlu, Ayşen Özenç (Pedagog) ve Selina Başaran. Kitap Mutlu Olalım Derneği’nin proje kitabı olduğu için satılmıyor.
Mavisel Yener ‘Hastanede Şenlik Var kitabının, 'Onkoloji kliniğinde yatan çocuklar ve aileleri için hazırlanmış bir umut kitabıdır’ diyerek konuşmasına şöyle devam etti:
“Pek çok sivil toplum kuruluşuna destek vermeyi bir yazarın görevi sayar, elimden geldiğince bunu gerçekleştirmeye çalışırım. Hastanede Şenlik Var, onkoloji kliniğinde yatan çocuklar ve aileleri için hazırlanmış bir umut kitabıdır. Edebiyatçı olarak yapabileceğimiz tek şey, edebiyatın iyileştirici gücünü onlara sunabilmekti. Mutlu Olalım Proje Başkanı Özlem Arman'dan böyle bir teklif gelince kabul ettik ve 2014'de kitabın ilk baskısı yapıldı. Her ne kadar diş hekimi olsam da yine de danışmanlarımıza metnin son halini gösterdik, tıbbi ve pedagojik olarak her şey yerli yerinde olsun istedik. Biz de dahil, ressamından tasarımcısına kadar herkes gönüllü çalıştı. Kitabı yazmak yetmiyor, basılıp dağıtılması aşaması da çok önemli, bu ayakta Özlem Arman sponsor bağlantılarını yaptı; hastanelerdeki dağıtımı organize etti. İkinci baskının Malatya'da İnönü Üniversitesinde yapılacağını öğrenince çok mutlu olduk. Prof. Dr. Sayın Cengiz Yakıncı ve ekibinin duyarlı ve hızlı çalışmasıyla kitap basıldı. Malatya'daki dağıtımı onlar üstlenecek. Baskı ve dağıtım için sponsor kurumlar bulunduğu sürece biz kitabı herhangi bir karşılık beklemeden vermeye hazırız. Yeter ki çocuklara ve ailelere dokunup onları mutlu edebilelim."
Aytül Akal ise; “ Proje bana Mavisel Yener tarafından getirildiğinde, bu çalışmanın büyük bir sorumluluk olduğunun farkındaydım. Sivil toplum kuruluşlarıyla yıllardır çok yakın çalışmalar içinde bulunup katkılar veren Mavisel Yener’in projedeki varlığı bana yol gösterdi. Ben de Hani Her Şey Oyundu, Yol Boyunca Renkler gibi birçok farklı sosyal projeler geliştirip gerçekleştirmiştim ama Mutlu Olalım Projesi hepsinden çok özeldi. Yalnızca çocuklar için olmakla kalmayıp, onkoloji servislerinde hayata tutunmaya çalışan lösemili çocuklara seslenecekti. Büyük özveriyle, çok titiz bir çalışma yaptık. İşinin ehli bir ekip çalışmasıyla, çocuklara bu zor zamanlarında güç vereceğini umduğumuz bir kitap çıktı ortaya. Kitabın ilk baskısı, kızı lösemi tedavisi gören bir hayırsever tarafından yapılmıştı. İkinci baskıyı üstlenen İnönü Üniversitesi Onkoloji Servisi’ne, Sayın Prof. Cengiz Yakıncı ve ekibine teşekkür ederim. Mutlu Olalım, evet ama, ancak ‘Mutlu Edersek’ mutlu olabileceğimizi de bilelim” şeklinde konuştu.

KAYNAK: Sevil Adıgüzelman/Malatyatekhaber.com, 10 Ocak 2019 - Perşembe 21:20