Yarın Dünden Daha İyi Olacak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yarın Dünden Daha İyi Olacak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mart 2018 Pazar

Yarın Dünden Daha İyi Olacak

Yarın Dünden Daha İyi Olacak 

Sevil ADIGÜZELMAN

Medeniyet ve Sanat Araştırmaları Merkezinin 6. Dönem Eğitim Programlarının beşinci seminerini bu hafta itibariyle sonlandırdık. Giriş Seminerleri, Düşünce ve Sanat Okulu eğitimlerinin yanı sıra seminerlere sürekli katılan arkadaşların katıldığı akademik İngilizce ve Arapça kurslarına devam ediliyor. Kitap okuma gruplarıyla (Fikir Kovanı, Hikmet Yolcular, Düşünce Seyyahları) biz üniversiteli öğrencilere fayda sağlamak adına çalışmalar sürdürülüyor. Medeniyet ve Sanat Araştırmaları Merkezi Genel Sekreteri Necati Çobanoğlu hocamız da bizlere her türlü desteği sağlayarak, üniversitede de Medeniyet ve Sanat Topluluğunun kurulmasını teşvik etti, iyi ki de kurmuşuz.
Yeşilyurt Belediyesinin eğitime katkı amacıyla gerçekleştirdiği hizmetlerden bence en önemlisi lisans ve yüksek lisans öğrencilerine yönelik olan bu eğitim seminerleridir. Eğitimde beşinci haftayı tamamladık. Bu süreçte Medeniyet ve Sanat Araştırmaları Merkezine hangi hocalarımız geldi, hangi konular hakkında eğitim verdiler, sunumlarını gerçekleştirdiler, göz atalım…

Giriş Seminerleri:
Prof. Dr. Abdulkadir Baharçiçek: “Yenidünya Düzeni ve Türkiye'nin Konumu”
Doç. Dr. Alev Erkilet: “Türkiye' de Modernleşme ve İslami Hareketler”
Doç. Dr. Yahya Başkan: “Yahudilik: Doğuşu, Gelişmesi ve İlk Hıristiyanlar”
Doç. Dr. Selahaddin Bakan: “Siyasi İktisat ve Devlet: Devletçi Ekonomi mi? Sosyal Devlet mi?”
Prof. Dr. Bekir Berat Özipek: “İnsan Hakları Kavramı ve Teorisi”
Prof. Dr. Abdurrahman Ateş: “Din(d)e Zorlama”
Doç. Dr. Yusuf Batar: “Din İstismarına Karşı Din Eğitimi”
Yrd. Doç. Dr. Süleyman Güder: “Dünya Siyasetini Yeniden Düzenlemek”
Prof. Dr. Selma Karatepe: “Yerel Yönetişimde Demokratik Katılım ve Hakla İlişkiler Çalışmaları”

Düşünce Okulu Seminerleri:
Yrd. Doç. Dr. Oğuzhan Ekinci: “Sanal Yaşam: Dönüşümler ve Tehlikeler”
Yrd. Doç. Dr. Adnan Gürsoy: “İslam Medeniyeti: Teorik Temel ve Tarihsel Süreç”
Doç. Dr. Oğuzhan Göktolga: “Postmodernite ve Siyasal Kimlikler”
Prof. Dr. Emin Çelebi: “Aydınlanma Düşüncesi”
Yrd. Doc. Dr. Yakup YILDIZ: “Çağdaş Türk Düşüncesi"

Sanat Okulu Seminerleri:
Doç. Dr. Yüksel Göğebakan: “Kültür Varlığı Niteliği Taşıyan Tarihi Kentleri Koruma Sorunları”
Prof. Dr. İsmail Aytaç: “Malatya'daki Taşınmaz Kültür Varlıklarına Genel Bir Bakış”
Yrd. Doç. Dr. Şahin Efil: “Tolstoy'da Din-Sanat-Ahlak İlişkisi”
Yrd. Doç. Dr. Mevlüt Akyol: “Reklam ve Sanat” 

Prof Dr. Ata Yakup KAPTAN: "Sanat ve Estetik Kapsamında “Güzel”

Ne mutlu ki benimle beraber arkadaşlarımda değerli hocalarımızın bilgilerinden istifade edebildik.
Seminerlerin hepsi benim için önemli ama İletişimci olmamdan dolayı Sanat Okulu bölümü daha çok dikkatimi çekiyor. Üç saat değil beş saat da devam etse hiç sıkılmıyorum. Saymış olduğum hocalarımızın çoğunu belki yakinen sizler de tanıyorsunuz. Birçok konuya kendi perspektiflerinden nasıl baktıklarını bizlere de detaylıca anlattılar. Hocalarımızın çoğu dünyanın dört bir yanını gezmişler, oraları o kadar güzel gıpta ile anlatıyor ki her saniye, ‘ben de orada olsaymışım’ keşke demekten kendimizi alıkoyamıyorum. Elbette her şey zamanla, kısmet olur da oralara gidersem sizlere o mekânları anlatmak isterim. 


Parçaları Birleştir İç Dünyanı Keşfet

Verimli geçen beş hafta sonunda şimdiye kadar gelenler hocalarımı söyledim ama devamında hangi hocalarımız var onları söyleyemem. Zaten bu dönem ki seminerlerinde sonuna yaklaştık. Bence sonra ki hafta hangi hocalarımızı var araştırıp, istişare etmelisiniz. Kendinize şunu demelisiniz, o kadar öğrenci hafta sonu evlerinde dinlenmek yerine neden eğitime gidiyor? Bunu kendinize dert etmelisiniz. Bir gün Medeniyet ve Sanat Araştırmaları Merkezine yolunuz düşerse ben size eşlik etmekten zevk alırım. Yol arkadaşlığı ile başlayan sohbetlerin şu an ne kadar samimi ve değerli olduğunu her geçen gün daha iyi anlıyorum. İyi ki tanımışım ve tanımaya da devam ediyorum.
Uzaktan küçük ve tarihi dokulara sahip bir bina gibi görünse de içerisine girince verilen eğitimle beraber aslında çok büyük ve değerli bir yer olduğunu farkına varıyorsunuz. Sadece seminerler değil ders çalışmak amacıyla da kapsamlı bir kütüphanesi var.
Seminerlerde Malatya dışından gelen hocalarımızla da tanışma fırsatımız oluyor. O ortamda yer alıp, hocalarımıza sorular sorup, anlattıklarını not etmek kadar güzel bir şey yoktur. Sizlerde o değerli bilgilerini kaçırmak istemezsiniz değil mi? Bir günlük seminerde sayfalar dolusu not aldığımı bilirim. O kadar heyecanla anlatılanları kaydediyorum ki, hafta içerisinde derslerimde bu kadar not tutmadığımı farkına varıyorum.
Medeniyet ve Sanat Araştırmaları Merkezini ile tanışmam nasıl oldu diye merak edenler olabilir? Kısaca bahsedeyim. Ben ikinci sınıftayken şu an başka bir üniversitede öğretim görevlisi olarak görev yapan Yrd. Doç. Dr. Mehmet Emin Babacan hocanın tavsiyesi üzerine Medeniyet ve Sanat Araştırmaları Merkezine gitmiştim. İlk seminerime katıldığım zaman birkaç tereddüdüm vardı. “Medeniyet ve Sanat Araştırmaları Merkezi acaba dini bir kurum mudur? Siyasi bir yapılanma içerisindeler midir? Oradaki herkesle ilk kez tanışacaktım acaba nasıl davranacaklardı? Anlatılacak konular acaba benim bakış açıma uygun mudur?” diye çok şey vardı zihnimi meşgul eden. Çevremdeki çoğu kişiye sordum, kimseden olumsuz bir geri bildirim almadım...
İlk gidişimde Medeniyet ve Sanat Araştırmaları Merkezinde dağıtılan el kitapçığına göz atarken Yeşilyurt Belediye Başkanı Hacı Uğur Polat'ın önsözdeki cümlesine ilişti gözlerim. Sanırsam o bölümü üç dört kez art arda okudum. Seminere her gittiğimde ya ilk girişte ya da ara verildiği zaman o sayfayı açıp o cümleleri tekrardan okuyorum. Beni Medeniyet ve Sanat Araştırmaları Merkezine gitmeye odaklayan cümleyi size de söyleyeyim. Ama şunu da belirteyim Medeniyet ve Sanat Araştırmaları Merkezi bize ne not vaadi ediyor, ne de iş... Orası bizim evimizden farksız. Mekânda bulunan hiç bir şeye zarar gelsin istemiyorum diğer arkadaşlarında böyle düşündüğünden tereddüdüm yoktur. Yeşilyurt Belediye Başkanı Hacı Uğur Polat Medeniyet ve Sanat Araştırmaları Merkezi hakkındaki görüşünü şu sözlerle ifade etmişti.
"İnsan eşref-i mahlûkattır. Ama aceleci, ama tartışmacı... Değeri var insanın, değerleri... Yüksek ve daha da yükseltilmesi gereken... Değer emanet, insan emanetçi... Emanet ağır, insan zayıf... Bilgi, güçtür.

"Bir İnsanın Hayatına Dokunmak”

Kendime bir özeleştiri yapmam gerekirse; İnönü Üniversitesi içerisinde hafta içi birçok etkinlik oluyor, ayağımın altında olmasına rağmen gitmiyorum bazen de müsait olamadığımdan dolayı gidemiyorum. Tatil yapacak bir tek hafta sonum varken ben sabahın 08.00’inde uyanıp hazırlanıyorum. Her hafta Medeniyet ve Sanat Araştırmaları Merkezine eksiksiz katılım sağlıyor muyum? Üzülerek söylüyorum. Hayır! Olağanüstü durumlarda gidemeyince aklım hep orada kalıyor. Başka yerdeki işlerimi toparlayınca yarım saat kalmış olsa bile bir ihtimal yetişebilir miyim diye düşüncelere kapılıyorum. Ama elden bir şey gelmiyor, dersin zaten önemli bir kısmı bitmiş oluyor. Aksama olunca konuşulanları tamamlamak zor oluyor. Ama Medeniyet ve Sanat Araştırmaları Merkezinin YouTube sayfasına yüklenen videolarıyla eksiğimi tamamlayabiliyorum. Anlamadığım bir şey olunca en üzüldüğüm şeyde onu soramamaktır. Bir anı mı anlatayım size. Bir gün gidememiş ya da geç kalmış olunca ikinci gün saate bakmadan evden hızla çıkıyorum.
Yine saati tutturamamış ve tam durağa varmak üzere iken arabanın gözlerimin önümden geçişine maruz kalıyorum. Orada 45 dakika boyunca beklemekten ayaklarıma kara sular iniyor. Olsun yine de araba beklemek bile hiç gücüme gitmiyor, gitmeyecek de... Yine ben hatalıyım ama elden ne gelir ki. Demek ki daha erken evden çıkmalıyım. Bir aksilik olmazsa saat 09.45’te Medeniyet ve Sanat Araştırmaları Merkezinde oluyorum.
Medeniyet ve Sanat Araştırmaları Genel Sekreteri Necati Çobanoğlu'na ben ve diğer arkadaşlar hocam diye hitap etmekteyiz. Necati hocam bizim ile beraber her seminere katılıyor. En önde oturuyor ve öğrenciler konuya ilgili mi? Hocalarımız konuyu olması gerektiği gibi anlatabiliyor mu? Bir sonra ki dönemde farklı nasıl bir konu anlatılıp, tartışılabilir bunları hemen not ettiğini tahmin ediyorum. Sadece İnönü Üniversitesi hocalarının katılmadığı seminerlere şehir dışından da hocalarımız bir sonra ki dönemde elbette ki getirilecektir. Düşünsenize şehir dışından gelen hocalarımız uzakları yakın ediyor ve bizlerle buluşuyorlar sırf olaylara farklı bir çerçeveden bakabilmemiz adına.
Eğitimin sonu yaklaştıkça sanki bir boşluğa düşme hissi oluşuyor bizlerde. Bir sonra ki dönemi deyim yerindeyse iple çekiyoruz. Ama biz biliyoruz ki Medeniyet ve Sanat Araştırmaları Merkezinin kapıları bize her zaman bize açık. Kişisel gelişimimize katkı sağlamak sürekli heybemize bir şeyler eklemeye devam edeceğiz. Medeniyet ve Sanat Araştırmaları Merkezinin bahçesinden içeri girince ilk önce yolun iki tarafına dikilmiş sapsarı çiçekler karşılıyor bizi. Yolun ortasında bir kalp motifi içerisinde çevrelenmiş çokça gül görüyorum. Etrafı bembeyaz taşlarla çevrilmiş halde; kapıya yaklaştıkça adımlarınız hızlanır, içerideki bilgi yuvasına bir adım erken atmış olmak bile mutluluk verici. İçeri girince de çalışanların gülen yüzü karşılıyor bizi...
Tüm bu faaliyetler için destek veren Yeşilyurt Belediye Başkanı Hacı Uğur Polat'a teşekkürler...