Arguvan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Arguvan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Şubat 2019 Salı

Arguvan’lı Alevi ve Sünni Gençlerin Günlük Hayattaki İletişim Süreci





Arguvan’lı Alevi ve Sünni Gençlerin Günlük Hayattaki İletişim Süreci

ARAŞTIRMA HAKKINDA GENEL BİLGİLER

  • KONU: Alevi ve Sünni iletişiminde farklılaşma, çatışma ve öteki algısı.
  • AMAÇ: Gençlerin algılama biçimini, algılamayı etkileyen etmenleri saptamak, farklılaşma ve çatışmanın nedenlerini belirlemek sosyal- toplumsal sorunun giderilmesini sağlamak.
  • YÖNTEM: Bilimsel yöntemlere uygun hareket edilerek çalışma teorik ve uygulamalı olarak gerçekleştirilmiştir.
  • Uygulama aşamasında 8 kişi ile derinlemesine görüşme yapılmıştır.
  • Gençlerin 4’ü Alevi, 4’ü Sünni kökenlidir. İki grupta yer alan gençlerden 2’si kadın 2’si erkektir.
  • Gençlere 8 soru yöneltilmiştir.

KAPSAM: Görüşülen gençler Malatya’nın en küçük ilçesi Arguvan’da yaşayan Alevi ve Sünnilerden seçilmiştir.
* ÇALIŞMA: 29 Ekim- 10 Kasım 2018 tarihleri arasında Malatya’nın Arguvan ilçesinde nitel araştırma yöntemi olan derinlemesine görüşme uygulanmıştır.
*  Dini görüşlerin sosyal hayattaki olgusu anlamlandırılmaya çalışılmıştır. 

ARGUVAN

*  Arguvan’ın nüfus yaklaşık olarak 7.350’dir.
*  Yüzölçümü: 1.037 km2 olup, Malatya'nın en az nüfus yoğunluğu olan ilçesi Arguvan'dır.
*  İlçenin bir belediyesi, 49 mahallesi ve 73 mezrası vardır.
*  İlçede en eski yerleşimin kalkolitik çağda başladığı, eski Tunç, Hitit, Roma ve Bizans devirlerinde devam ettiği yüzey araştırması sonucu anlaşılmıştır.
*  Bu araştırmalar Morhamam, Karahöyük ve İsaköy' de yapılmıştır. Arguvan Osmanlı İmparatorluğu zamanında Diyarbakır’a bağlanmıştır.
*  Cumhuriyetin ilanıyla beraber Malatya’ya bağlanmıştır    (http://www.malatya.gov.tr/arguvan)


ALEVİLİK NEDİR?

Alevilik sözlükte ‘Ali’ye mensup’, ‘Ali’ye ait’ ve ‘Ali soyundan olan’ anlamlarına gelen Alevî kelimesine terim olarak siyasi, itikadi ve tasavvufî açıdan çeşitli anlamlar yüklenmiştir. Bu terim siyasi alanda, Hz. Ali’nin birinci halife olması ve halifeliğin onun soyundan gelenlerce yürütülmesi gerektiği yönündeki kabullere sahip olanlar için kullanılmıştır. (Üçer, 2005: 163-166).

SÜNNİLİK NEDİR?

Kelime anlamı itibariyle ‘gidilen yol’ ve ‘mecra’ anlamları taşır. IV(4) yüzyıldan günümüze kadar, Sünnî Müslüman dünyasının büyük çoğunluğunda ‘dört mezhep’ (mezahib-i erbaa) diye meşhur olan ve sırasıyla; Hanefî, Maliki, Şafii, Hanbelî mezheplerinin hâkim olduğu fetva, kaza ve eğitim müesseselerinin, bu mezheplerin etkisinde olduğu görülmektedir. (Ünverdi, 2011: 3-8).

ALEVİ KÖYLER

*  Alevîler kırsaldaki küçük yerleşim bölgelerinde yaşamaktadır.
*  Genç Alevilerin çoğunluğu ailelerinden kalan evlerde otururlar ve kendi topraklarını eker-biçerler.
*  Alevi mahallelerinde en az 10, en fazla 40 çekirdek aile vardır. 
*   İletişim oldukça gelişmiştir.
*  Arguvan’daki Aleviler mahalle adı verilen, yerleşim birimlerinde yaşamaktadır.
*  Alevî köyünde azınlık durumunda olan Sünni ailelere rastlamak zordur.

SÜNNİ KÖYLER

*  Kırsaldaki toprak köylünün mülkiyetinde.
*  Köyün yakında bulunan otlak ve koruluklar hayvanların besin kaynağıdır.
*  Bölgede küçükbaş hayvancılık yapılır. Sünni gençler yazları yaylalara kışları köylere dönerler.
*  Sünnî köylerde bir cami bulunur ve insanlar genelde aynı soydan gelen kimselerdir.

GENÇ ALEVİ VE SÜNNİ AİLELERDE KADIN VE ERKEK

*  Toplumun kadına bakışı o toplumun medeniliği hakkında bir fikir vermektedir.
*   Dünya’da ve Türkiye’de kadına verilen haklar gelişmişliğin bir ölçütü olarak algılanmaktadır.
*  Alevilere göre insan, Allah’ın en üstün, en mükemmel, en eksiksiz yaratış gücünün bir sembolüdür.
*  Alevi meclisinde “kadın-erkek” kavramı yerine “insan” kavramı vardır.
*  “Can” ifadesi tercih edilir. “Can”, “canlar”, “erenler” ifadesi sadece kadın veya erkek için kullanılmamaktadır.
*  Her iki cins için ortak olarak kullanılan bir deyimdir (Özcan, 2005a).

Alevi misiniz? Sünni misiniz?

*  Soruyu Aleviler çabuk ve öz güvenle, Sünniler baskı altındaymış gibi yanıtladılar.
*  Arguvanlı Sünni gençler katı kurallarla karşılaşmadıkları halde kendilerini bir kalıba yerleştirmişlerdir.
*   Çekincelerin olması yersizdir. Çünkü; Arguvan’da kimler Alevi kimler Sünni net olarak bilinmektedir.
*   Bu yüzden gizlenme söz konusu değildir.
*  Görüşülen Alevi gençler kolay ikna edildi.  Ama Sünni bayanları ikna etmek çok zordu.

Alevilik ve Sünnilik nedir?

*  Dinsel tutum ve ibadet etme biçimleri farklılıkları temelinde tanımlanmıştır.
*  Alevilerin namaz kılmadığı ve oruç tutmadıklarına vurgu yapılmıştır.
*  Alevi ve Sünni gençler benimsedikleri görüşün özelliklerini tam olarak kavrayamamıştır.
*  Aleviler Sünniler ile ilgili fikirlerini beyan etmek istememiştir.
*   Alevilik mezhep mi? Tarikat mı? Bunun cevabı alınamamıştır. 
*  Alevilik bir din değildir. Aleviler korunma içgüdüsüyle kendilerine bir takım inanç sistemleri belirlemişlerdir.

Kendi inanç sisteminiz diğerinden üstün MÜ?

*  Sünni kişiler F. D ve N.E «Sünnilik Alevilikten üstün yanıtı» vermiştir.
*  Sünnilik inancı yansıtıyor da Alevilik yansıtmıyor mu?
*  Diğer altı kişi ise Alevilerin Sünnileri, Sünnilerin de Alevileri tanıma boyutunda bir dışlanma olmadığı ortaya konmuştur.
*  İletişimi güçlü olan gençlerin diğer bireylere ve inançlarına saygı duydukları netleştirilmiştir.
*   İbadet etme aşamasında bir farklılık ön plana çıkmıştır. Kabullenmek gerekir.
*  Her bireyi insan olarak görmek gerekir.
*  Köylerde normal seviyede bir ilişki gözlemlenmiştir.

Günlük hayatta ayrımcılık, mezhep farklılığı nedeniyle dışlanma ile muhatap oldunuz mu?

*  7 kişi herhangi bir ayrımcılık ile karşılaşmamış, S. B isimli genç Alevi olması yüzünden dışlanma ile karşılaşmıştır.
*  Sünnilerin Alevilerle daha iyi anlaştıkları sonucuna varılmıştır. Alevilerinde Sünniler ile güçlü bir ilişkisi vardır.
*  7 kişinin vermiş olduğu cevaplar neticesinde Alevi ve Sünnilerin birbirleri ile iyi anlaştıkları, toplumsal sorun ortaya çıkmadığı belirtilmiştir.
*  Düğün, dernek, cenaze, kutlu doğumlarda, iftarlarda iki tarafında ziyaretlere icabet ettikleri sonucu ortaya çıkmıştır.
*  İlçede ve köyde ayrımcılık nadir olarak görülmüştür.

“Alevlerin cem törenlerine ilişkin söylentileri, Sünnilerin de camilerle ilgili yakıştırmaları hakkında ne düşünüyorsunuz?

*  A.S isimli genç eleştirel tarzda bir yorumlama yapmıştır. İbadethane olarak resmiyet kazanmayan Cem evlerine yönelik hassasiyetlerinin olduğunu sonucu ortaya çıkmıştır.
*  Cem evleri ve camilerin değerlidir.
*  Birbirlerinin ibadet ortamları merak edilmemektedir.
*   İki ortamında ibadet içindir. Yapılış tarzı farklılık göstere de sonuç aynıdır. Birlik, beraberlik ilk koşuldur. Cem evi de cami de insanların bir araya gelip ibadetlerini yaptıkları mekânlardır.
*  Cem evlerinin resmiyet kazanıp, yanlış anlaşılmalar giderilmesi gerekmektedir. Cem evlerinde neler yapılıyor, ibadet etme ve deyişler nasıl uygulanıyor bunların görülüp, derinlemesine incelenmesi gerekmektedir.

Sünnilerin mezhepsel, Alevilerin de son yıllarda artan örgütlenmeleri Günlük  ilişkilerinizi sarstı mı?

*  E. Ç isimli kişi Alevi ve Sünnilerin örgütlenmesini doğru bulmadığını ifade etti. 
*  Toplamdaki ayrışmaları engellemek adına örgütlenmeler bastırılmalı bunu gerçekleştirecek bir manevi olguya sahip değiller. Örgütlenmeler toplumun tamamını ilgilendirecekse normal karşılanabilir ama dini öne sürerek toplumu birbirine düşürmek normal karşılanmaz. 
*  Köydeki ayrışma sıkıntılara neden olabilir, şehirde ne kadar örgütlense de kitlesel durumlar  göze batmaz.
*  7 genç Alevi ve Sünnilerin bu tür örgütlenmelerini doğru bulmaktadır. Alevilerin artık saklanmadan, özgürce yaşamaları gerekir.
*  Gençler, örgütlenecek kadar güçlendiler.
*  Kadın ve erkekler bir araya gelip ahenkli bir bütünlük oluşturmaktadır.

“Alevi ve Sünnilerin hangi ortamda daha çok ilişki içerisinde olduklarını düşünüyorsunuz?

*  En çok ortak sonuca vardığımız soru 7. Soru oldu.
*  Alevi ve Sünnilerin keyfi olarak bir araya geldikleri zamanlar oldukça azdır.
*  Kamusal, eğitim ve devlet kademelerinde zorunlu olarak iletişim kurduklarını ifade edildi.
*  İletişim köylerde süreklidir.
*  Gençlerin çalıştıkları yerlerde Alevi ve Sünni olduklarıyla alakalı bir muhabbetin olmadığı göz çarpmaktadır.
*  İlçede kim Alevi kim Sünni bilinir. Köylerde insanların dini duyguları çok fazla kullanmazlar.

Yol gösterici olmak ve rehberlik yapmak aşamasında gençlere karşı gösterilecek muamele nasıl olmalıdır?

*  Görüşme itibariyle en çok ortak sonuca vardığımız sorulardan birisi.
*  Her genci insan olarak görmemiz gerekmektedir.
*  Arguvan’da Alevi ve Sünni diye ayrımcılığa en az gençler gitmektedir.
*  Sünni ve Alevi inanışları İslam’ı birbirlerinden farklı biçimde algılamaları ve yaşamaları ile anlam bulmaktadır ve kendilerine has duruşları olma iddiaları vardır.

25 Ocak 2019 Cuma

Tek Cevabım Türkülerimiz idi…


Tek Cevabım 'Türkülerimiz' idi…


Arguvan'a

Herkes methiye yazıyor, ben ise seni anlatacağım
Ne gibi özelliklerin var?
Yeraltı zenginliklerine mi sahipsin?
Hayır…
Endüstri kuruluşların mı var?
Hayır…
Denizin, denize kıyın mı var?
Hayır…
Ormanların mı var?
Hayır…
Tarihsel yapılara, eski yapıtlara mı sahipsin?
Hayır…
Ülkenin toplumsal yaşamına yön veren siyasetçilerin mi var?
Hayır…
Ve daha birçok soruma “hayır” diyeceğiz…
Ancak söylenecek bir şey var;
Türkülerin var!
Arguvan türküleri!
Türküler, türküler bizi söyler.
Türkülerde biz varız, bizde türküler…

(3 Ekim 2008, Aksaray) 


Süleyman Özerol hocamın kaleminden dökülen bu kelimeler sanki Arguvan'a biçilmiş bir kılıftı.
Şimdi size bir anımı anlatayım…
Ben Malatya’nın en küçük ilçesi olan Türkü Diyarı Arguvanlıyım. Şu an İnönü Üniversitesinde lisans eğitimime devam ediyorum.
Üniversiteye başladığım ilk gün ailem ve akrabalarım “Kızım nerelisin derlerse sakın ha, 'Arguvanlıyım' demeyesin” diye tembih etmişlerdi. Çok şaşırmıştım...
Bizim Türkülerimizden başka dayanağımız yoktu ki nedendi bu telâşe?
Hangi kötü olaya karışmış olabiliriz ki diye düşünmüştüm.
Ben bu gerçeği inkâr edemezdim ki? Zaten saklamayı da beceremedim. Hatta tanışma toplantılarında “nerelisiniz” dediklerinde “Malatyalıyım” demez, “Arguvanlıyım” derdim. Herkes yüzüme bakıp “Bağımsızlık mı ilan ettiniz?” dediklerinde çekinmeden evet diye cevap verirdim. Ortamda birkaç dakika sessizlik olurdu.
Geçen süreçte aslında korkulacak bir durumun olmadığını kendi gözlerimle görüp bu telâşın boş olduğunu anlamış oldum.
Günler geçti, artık sosyal medyadan Arguvan’la ilgili her haberleri, her yazıyı paylaşır oldum. Arguvan neredir, nesi meşhurdur, neler üretilir, belediye başkanı ne gibi yatırımlar yapar; hepsini güncel olarak paylaştım. Artık arkadaşlarım da memleketimi tanımış oldular.
Günler geçti artık arkadaşlar ,“Arguvanlı” diye seslenir oldular. “Arguvan'ı niye bu kadar seviyorsun? Nesi meşhur ki?” dediklerinde bir an kalakalıyordum. Tek cevabım "türkülerimiz" idi...
Arguvan’a gidince her şey sıkıcı gelirdi. Köyden kalkıp merkeze gitmek istemezdim. Küçücük bir ilçe işte... Nüfusu 7.500 civarında, merkezde 10 civarı bakkal, 5 civarı kahvehane, bir de meşhur Nazım Hikmet Meydanı var. Elbette ki resmi daireler de…
Gençler, maddi durumu ve çalışacak iş yeri olmadığından dolayı hep gurbet yoluna düşmüşler. Böylece nüfusu da gitgide azalmış. Nüfus yoğunluğunu yaşlılar oluşmakta. Köylerde o tertemiz havayı soluyan insanlarımız halen fazla. İnsanları mı onlar baş tacı…
Caddede yürüyünce gördüğüm yüzler hep aynıdır. Tanımadığım yüzleri çok nadir görürüm. Herkes birbirini çok iyi tanır. Bazen ismini unuttuğum kişilerle karşılaşınca sımsıkı sarılır hal hatır ederiz.
Yazın her çeşme başında iki üç kişi ile karşılaşmak olasıdır. Yanlarına varmazsanız bile, saz çalıp türkü söylediklerini duyarsınız. Rüzgârın etkisiyle sesleri uzaktan daha güzel gelir. Doyamazsınız o sese, yüreğe dokunur nameler. Her Arguvanlı gibi onlar da “Benim sesim kötü” der. “Buna sakin inanmayın” derim. Arguvan’ın suyunu içip o memleket havasını soluyan birinin sesi kötü olur mu hiç?
Kendimi bildim bileli bu küçük ilçe, yıllar içerisinde zorluklarla baş etmeye çalıştı.

2 Ağustos 2018 Perşembe

“Her Arguvanlı Nazım Hikmet, Âşık Veysel ve Mustafa Kemal Atatürk’tür”

“Her Arguvanlı Nazım Hikmet, Âşık Veysel ve Mustafa Kemal Atatürk’tür”

Sevil ADIGÜZELMAN

13. Uluslararası Arguvan Türkü Festivali sona erdi. Ama yankıları devam ediyor. Geçen sene binler katılırken, bu yıl on binleri ağırladı. Türkü Diyarı Arguvan. Kendimi bildim bileli her yıl Arguvan Türkü Festivaline katılıyorum. İlk zamanlar yankıları küçük çaplı olsa da her yıl daha da güçlenerek yüreklere kazındı festivalimiz. Bu yılda festivalin gelmesini iple çekiyordum. Naçizane görüşüm, benim için fevkalade bir festivaldi. Emeği geçen herkese teşekkürler. 13. Uluslararası Arguvan Türkü Festivali diğerlerinden oldukça farklı ve güzeldi. Peki, bu güzellik nelerden kaynaklanmaktaydı. Kulak misafiri olduğum konuşmalara göre haritanın batısından doğusundan, kuzeyinden güneyinden onlarca türkü severi ağırlamışız. Kimi festival nedeniyle ilk kez Arguvan’a gelmiş, kimi sevdiği sanatçı uğruna düşmüş yollara. Bana, ‘Arguvan’ın nesi meşhur ki bu kadar seviyorsun?’ diyorlardı, daha önceden söylediğim gibi, “Bir ana caddesi bir de türkülerimiz var” diyordum. “Bu kadar mı?” diye gülüyorlardı. Keşke bizim bu kurak topraklardan çağlayan sular aksa, denizimiz olsa, tarihi birçok mekânımız olsa diye kendi kendime yakınırdım. Ben her zaman memleketimi soranlara gelip görmeden Arguvan’ı anlamazsınız demekten vazgeçmeyeceğim. Arguvanlı yiğit olur mert olur. Bizim buralarda misafir çok sevilir. Tanımasan bile kapısını çaldığın her kapı açılır, ayaküstü de olsa bir tas soğuk su ya da ayran verilmeden kimse yolcu edilmez. Şirin ilçemize gelen canların başımızın üstünde her zaman yerleri vardır. Bize dar olan Nazım Hikmet Meydanı festival boyunca on binleri ağırladı. Sağımda, solumda onlarca Alevi, Sünni, Kürt ve Türk vardı. Beraber türküler söyledik, yeri geldi ayağa kalkıp kol kola girdik deyişlere eşlik ettik, halay çektik… 

Arguvan küçük ama insanlarının yüreği gerçekten büyük... 

Vakıf Başkanımız Hasan Aydın konuşmasında, “Arguvanlılar bedene değil, sevgiye âşıktır demişti”. Evet, sahiden öyle… Bir Arguvanlı Cumhuriyet çocuğu olarak şunu öğrendim. Bu nankör hayatta kendimizi kimseye ezdirmemeliyiz. Bir gider bin geliriz. Bileklerimize kelepçe vurulsa, yolumuza taşta konulsa, düşüncelerimiz demir parmaklıklar ardına da hapsedilse, yerlerde sürüklensek de, inancımızı serbestçe yaşayamazsak da, konuşmalarımıza engelde olsalar bizim yolumuzda erkânımızda bellidir. Demokrasiden, cumhuriyetten vazgeçmek bize yakışmaz. Sadece şunu diyebilirim iyi ki Arguvanlıyım...
Festivale; CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi, Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, Arguvan Belediye Başkanı Mehmet Kızıldaş, CHP İl Başkanı Enver Kiraz, Boru Başkanı Enver Han, Battalgazi Belediye Başkanı Selahattin Gürkan, İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kızılay, Hekimhan Belediye Başkanı Aliseydi Millioğulları, Arguvan Vakfı Başkanı Hasan Aydın, Kültür ve Turizm Müdürü Ali Cengiz, Arguvanlı İşadamları ve türkü sever binlerce insan katıldı. Festival program akışına göre; Dinleti- Murat Eren, Belgesel Gösterimi “Olağan Haller” Özgür Fındık Belgeseli, Köy Gezisi- Birik Köyü Kahvaltısı, Panel “Kadın ve Toplum” Moderatör Sevil Aslan, konuşmacılar Mukaddes Erdoğdu Çelik, İlknur Kaya Bahadır… 28 Temmuz 2018 Cumartesi günü akşam sahne alanlar; Belkıs Akkale, Cemal Öztaş, Gülseven Medar, İhsan Güvercin, Veka Aler, Arslan Hazreti, Abdullah Demir birbirinden değerli türküleriyle yorgun yüreklerimize dokundular. 29 Temmuz 2018 Pazar günü ise; Panel “İnsan Hakları ve Demokrasi” Moderatör Gül Ertunan Karaaslan, konuşmacılar İsmail Beşikçi, Güven Gürkan Öztan. Akşam sahne alan sanatçılar; Selçuk Balcı, Mervan Tan (Agire Jiyan), Sinem Önel, Eymen, Gülten Benek, Arguvan Belediyesi Halk Müziği Korosu... Kültür- Sanat programları çerçevesinde Arguvan Belediyesi Turnam İlgezdi Kültür Kompleksi ve Hüseyin Suna tarafından yapılan Nazım Hikmet Heykeli açılışı yapıldı. Zeynep-Hasan Aksoy’un resim ve karikatür sergisi, Gürsel Gökçe tarafından “Sönmeyen Işık Uğur Mumcu” fotoğraf sergisi gezildi. Festival boyunca birçok kişi konuşma yaptı. Kısa kısa tuttuğum notları sizlerle paylamak isterim Arguvan’ı daha iyi anlayabilmek ve benimsemek adına… Arguvan Belediye Başkanı Mehmet Kızıldaş; “Kardeşlik ve sevda türkülerinin seslendirildiği Nazım Hikmet Meydanında Nazım Hikmet heykelini yapan Hüseyin Suna’ya teşekkür etti. Bu güzel günde bizleri yalnız bırakmadığınız için tüm katılımcılara teşekkürlerini iletti. Konuşmasını Nazım Hikmet’in şu sözüyle bitirdi. “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine…” Belkıs Akkale ise, “Bizler türküleri aslına uygun söylemeyi sizlerden öğrendik. Değerli ozanlarımıza Allahtan rahmet diliyorum bizlere bıraktıkları değerler devam ediyor bizden sonraki sanatçılarımız da bu eserleri okuyacaklar. Bu süreç sonsuza kadar devam edecek. Asılsalar da, kesilseler de, yıkılsalar da, eserleri daima dillerde olacak. Ne mutlu onlara…
Veli Ağbaba, “Kayısı denince Malatya, türkü denince Arguvan akla gelir. Arguvan sadece türkülerin başkenti değil, sözüyle Âşık Veysel’dir. Bizler Arguvan kimliğinin nasıl bir değer olduğunu biliyoruz. Bakmayın siz Arguvan’ın çorak topraklarına, bu topraklarda umut, kardeşlik, barış yeşeriyor. Türküler Anadolu’nun tarihidir, edebiyatıdır, siyasetidir. Acıları, yokluğu, aynı zamanda umutları dile getirir. Bu kıraç toprakların türküsü nice yiğitler mesken, nice davalara bekçi, nice acılara merhem olmuştur. Kimliğiyle, kültürüyle, tarihiye, insanıyla, türküsüyle başlı başına bir değer olan Arguvan savaşa karşı barışın, nefrete karşı hoşgörünün, düşmanlığa karşı kardeşliğin sesidir. Arguvan Âşık Veysel, Arguvan Nazım Hikmet’tir. Arguvan direnişiyle gezi’dir. Arguvan isyanıyla Ruhi Su’dur, Muhlis Akarsu’dur. Arguvan topraklarında etnik kimliğinden mezhebinden dolayı kimse ötekileştirilemez. Narmikan Mahallesi ne ise Kızık’ta o dur. Türk ne ise Kürt odur. Alevi ne ise Sünni odur. Ayrımcılık yapılmaz.
Bugünlerde geçmişte olmadığı kadar daha çok umutsuzluğa kapıldık. Geleceğe daha az inançla bakabiliyoruz. Ancak, hangi siyasi görüşten olursa olsun, demokrasi, barış, insan hakları, özgürlük, laiklik ve cumhuriyeti savunan insanların umutsuzluğa kapılmaya hakkı yoktur. Bugüne değil tarihe karşı sorumluluğumuz var. Umudu hâkim kılacağız. Direnç, umut ve başkaldırı olduğu için; ‘Sizde şah diyeni öldürürlerse, açılın kapılar Şah’a gidelim’ diyerek darağacına giden Pir Sultan Abdal olduk. ‘Yaşasın hakların bağımsızlığı ve kardeşliği’, ‘Yaşasın tam bağımsız Türkiye’ diyerek idam sehpasını tekmeleyen Deniz Gezmiş ve arkadaşları olduk. Sarayında teslim bayrağını çekenlere, manda isteyenlere inat, Anadolu’nun yetiştirdiği en büyük Mustafa Kemal Atatürk olduk. Bu topraklarda kimseden alacağımız ders yok. Bu topraklar kim olursan ol yine de gel diyen Hz. Mevlana olduk. Bir kucağında aslanı bir kucağında ceylanı olan Hacı Bektaş-ı Veli olduk. Bizler bu topraklardan nefreti söküp atacağız. Bu ülkede korku ve baskı politikalarına karşı sonuna kadar mücadele edeceğiz. Boyun eğmeyeceğiz, hak ihlaline karşı her zaman olduğu gibi mazlumun yanında zalimin karşısında duracağız. Bu topraklara Hacı Bektaşlar, Yunus Emreler, Ahmet Yeseviler’in ektiği kardeşlik tohumunu yeşertmeye devam edeceğiz”