10 Ekim 2018 Çarşamba

Seni Seven Öldü



Seni Seven Öldü

"Şafak söktü, Suna’m yine uyanmaz
Hasret çeken gönül derde dayanmaz
Çağırırım Suna’m sesim duyulmaz
Uyan Suna’m uyan, derin uykudan

Nice diyar gezdim gözlerin için
Niye kızdın bana el sözü için
Dilerim Allah’tan sızlasın için
Uyan Suna’m uyan derin uykudan

Çektiğim gönül elinden
Usandım gurbet elinden
Hiç kimse bilmez halimden
Uyan Suna’m, derin uykudan…”

Malatyalı Fahri Kayhan'ın yüreğimden dökülen bu türkünün hikâyesini herkes okumalı. Okumalı ki ölümüne sevmek nedir anlayabilsinler…
Benim de gönlümün yası bitmiyor şu günlerde. Eylül ayının bana bu kadar kötü geleceğini tahmin edememiştim. Yasım bitmeyecek nefes aldığım her saniye paramparça olsam da onun için gözyaşı dökeceğim. Herkes gördü ki onsuz ölmekten beter oldum. Onu, görmek ümidiyle sağımdan solumdan geçen herkese baktım. Kimse onun gibi değil. Kimse onun gibi yürümüyor, kimse onun gibi içten gülmüyor...
Geçtiğimiz yollardan yürüdüm. Oturduğumuz yerlere baktım ama sana rastlayamadım. Kokunu bile hissedemedim. Yüreğime bir ok saplanmışta nefes aldıkça daha da canım yanıyor sanki. Bir gün gözlerim görmese, kulağım duymasa da ben kokunla bile tanırım seni...
Elinin fırça ve kalem tutuşunu biliyorum. Hani diyordun ya; 'Sen de hiçbir şeyi unutmuyorsun' diye. Unutamadığım ve senin beğenmediğin her şeyi başına kalktığımı söylerdin. Belki bahsettiğim şeyi sen çoktan unutmuş oluyordun. Ama ben seni yaşıyorum ya ondan dolayı unutamıyorum işte. Ne kadar yıkılmış olsam da seni yaşamaya devam edeceğim. İnsan sevdiği kişiyle geçen anlarını unutamaz ki zaten sevmiştir bir kez. Kim ne derse desin onu her haliyle kabullenmiştim. Seninle tanıştığım o günden itibaren yedi ayın tamamını sana bir bir anlatabilirim. Böyle dediğimde gözlerime mühürlenmeni hiçbir zaman unutamıyorum.
Çünkü kadın gözüyle, gönlüyle, kelimeleriyle sevmesini bilir. Sadece ilgi ister. Açmamış bir gonca gibi misali. Sevdiğinin etrafında mutluluğundan dört köşe olur.
Çünkü benim yârimin kaşları yay, kirpiği ok. Tanıdığım çoğu insandan farklı. Ben onun için yaşıyorum. Hani kader diye bir şey varmış ya yaşayıp göreceğiz. Yıl,  ay, hafta, gün, mevsim, saat, dakika, saniye, hepsi yerini değiştirse, yine de seninle olduğum hiçbir hatırayı yüreğimden söküp atamam. İyi veya kötü... Kaderimsin sen... Bazen saman alevi gibi olsak da yaşanmaya değer anılar biriktirdiğimizi sonradan farkına vardık. Yaşanılan, konuşulan ve planlanan her şeyi belki bir hiç uğruna silmeyi göze alamadık. Ya şu günlerde olanlara ne demeli... Sevdiğimin yıllar sonra üzülmesine, pişmanlık yaşamasına dayanamazdım. Ardına bakmadan çekip gitmesine izin veremezdim.
Hayatım ne kadar karışık olursa olsun, biliyorum ki seninle her şey düzelecek... Düzeldi de... Düzelmeye de devam edecek.
Biz farklılaştıkça hayat bizi birimizden koparmak için elinden gelen her şeyi yapmaya hazırdı. Kopmak ve ayrılmak yerine inadına bir bütün olup birbirimizi yaşamayı seçmedikçe göz önünde ezileceğimizi bilerek hareket ettik.
O Alevi, ben Sünni, diğeri Kürt diye ayrımcılığa gittikçe tutunduğumuz ip inceldiği yerden kopacaktı elbette. O andan sonra toparlanmaya çalışsak da hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Ama eminim ki bir gün yine seni bıraktığım andan itibaren sevmeye devam edeceğim. Belki bir gün sensizliğe dayanamaz ve bu hayattan çekip gitmem gerekirse emin ol ki sensizlikten yorulmuşumdur. Ömrümün sonuna kadar sol yanında olacağım. Boynuma taktığın kolyeye 'sımsıkı sarıl o seni koruyacaktır' dedin ya giderken; sahiden de sen gibi koruyor beni.
Ben yokken sakın ağlama zülfü siyahım ben seni her zaman bekleyeceğim.
Seviliyorsun...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder