9 Şubat 2018 Cuma

Duydum ki Elin Olmuşsun

Duydum ki Elin Olmuşsun

Sevil ADIGÜZELMAN

Sevmek; dost olmaktır, kadir-kıymet bilmektir. Biri hatırına başkasını terk etmek değildir. Sen benim için başkasını terk ettin, başkası için de beni terk edersin demiştim. Dalga geçercesine bir kahkaha atıp sen onlar gibi değilsin ki demiştin. Her söylediğin demekle kaldı... 
Senden ümidim kesilince fark ettim ki; değer bilmeyen insanlar asalakmış, ne kadar umut vaat etsen de onlar özünde hep aynılarmış. Artık benim gözlerime bakarak sevmeye imkânım yoktu deme. En azından kendine doğruyu söyle üşendim, tembellik ettim, zaman ayırmadım de.
Sevmedim yine de sevdin de. Canım istemedi sarılmadım de. Hiç değilse seni hiç benimsemedim de ki acizliğimi farkına varayım. 
İmkânım yoktu kol kanat geremedim deme. Sevecektim, korktum de, onun sevgisi bana yetmezdi diye duygularından el etek çektim demekten çekinme.
Bizi beraber göremedikleri zaman beni soranlara onu Arguvan'da dertleriyle bırakıp çekip İzmir'e gittim de bunu demekte tereddüt etme.
Onun benimle yürüdüğünü görmezden geldim de. Sen zaten alışmıştın her seferinde çekip gitmeye. Çaresizliğini her gün dert etmenden yoruldum. Zaten biz alışmıştık keşkelere sığınmaya.
Keşke demeye devam etsek de eğlenceden, gezmekten, tozmaktan hiç ödün vermedik, her yerde bir anımız var unutulamayacak ve paha biçilemeyecek kadar değerli.
Şimdilerde fark ettim ki sen her gördüğün esmer güzele hayran olmaktan hiç vazgeçmedin. Zehir ettin bana kısacık zamanda biriktirdiğimiz bir avuç mutluluğu. Bıraktığın yıkıntıya zahmet edip dönüp göz ucuyla da olsa baksaydın bu gidişin dönüşü olurdu elbette...
Yüzüme her bakan dertlendi kimse çözüm odaklı tek kelime edemedi bana. Üzgün olduğumu gören tanıdıklar, sadece ellerime baktılar. Çünkü ben sadece mutlu olduğum zamanlarda ellerime kına yakardım. Sen gittin gideli ellerime hiç kına yakmadım. Ne zaman dönersen seni ilk gün karşıladığım gibi kınalı ellerimle karşılayacağım.
Bugüne kadar tanıdıklarımın beni aşağılamasını dert etmedim. Ama kimsenin sana kötü laf etmesine de izin vermedim. Deniz bile dalgasız değil ki, her şeye rağmen senin hatanı göz ardı ettim ben...
Senin sevdan bende körlenmiş bir ateşti. Söndürmeye çabaladıkça daha da alevlendi. Sen gideli her dakika her saniye yandım, ama sevdam hiç küle dönmedi.
Yaşadıklarımın üzerinden elli küsur yıl geçse de senden başka yar sevemem. Biliyorum sana olan emeğim, gözyaşlarım boşa gitmeyecek.
'Arguvan'dan yar sevenin başı belasız olmaz' diye duydum dedin, yaaa evet haklılar buralarda güzel sevdasız olmaz...
Şimdilerde fark ettim ki seni unutmamışım. İnsan hep hatırlamak istediği anılarını yazar, lakin ben tam tersi unutmak istediklerimi yazıyorum şuursuzca.
Senin yüzünden elden ayaktan düştüm, gözyaşlarıma hâkim olamayıp en sevdiğimin tesellilerini bile hiçe sayıp dur durak bilmeden ağladığım zamanlar oldu. Hak etmediğin sözleri duymak, seninde canını yakmaz mıydı?
Acıların en büyüğünü yaşattın bana, sen gideli "bi çare" acının dinmesini bekledim.
Yaşattığın üzüntünün tarifi edilmesi çok zor, ne yaparsam yapayım eski neşeme kavuşamayacağım. Bu gidişle ben hep başkalarının mutluluğuna sevineceğim.
Kızacaksın yine biliyorum ama bir anımızı anlatmadan bitmesin yazım. Hatırlar mısın biz jelibon şekerlerini ne çok severdik. Sonuncusunu ne sen yiyordun, ne de ben… Çabamızın sonucu belliydi son şeker ikiye bölünüp yenilecekti ama biz inatlaşmayı en başından beri çok severdik. İkimiz de bizi mutlu eden her şeyi unuttuk şu günlerde.
Bu ayrılığa derman ararken en başta bizim ellerimizi ayrıldı birbirinden. Yarı yolda bıraktık birbirimizi. Kendimi çoğu beladan kurtardım.
Düşmanlarımdan, hazcılardan, bencillerden, hastalıktan, yazın kavurucu sıcaktan, kışın kapı ve pencere boşluğundan püfür püfür esen rüzgârdan kendimi sakındım. Ama kendimi senden kurtarmaya gücüm yetmedi.
Beni bırakıp gittin omuzlarında taşıdığın vebal ağır olmadı mı?
Yıllar geçecek hangi yarayı kim açtı dün gibi aklına gelecek. Senin emeğinin karşılığı ödenir çünkü 'Bırakıp gidene kefen bile biçilmez' benim emeğime karşılık bulamazsın.
Ben senden razıyım desem de Allahu Teâlâ’ya, Allahu Teâlâ şahit değil mi bana yaşattıklarına...

5 yorum:

  1. Acılar sevgiyi bastırır ama sevgi acıyı yok eder. Hayat acılarla yoğururken hayatımızı hep aynı pencereden bakmak sana açılan pencereleri görmezden gelmek mutluluklara kilit vurmaktır...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayırlısı olsun Hatice. Yorumların için teşekkürler...

      Sil
  2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  3. Keşkelerin hayatımızda yer edinmesine biz müsaade ettik, iyi ki'lerin de öyle. Unutmak keşkeleri, iyi kilere yer açmak değil midir? Keşkelerin olmadığı bir hayat hayallerin engellenmesine müsaade eder belki de. Eyvallah deyip hayatın bize sunacaklarını beklemeliyiz belki de...

    YanıtlaSil
  4. Haklısın Mahmut abi. Teşekkürler yorum için...

    YanıtlaSil