
AŞKIM SONSUZ
Bugün bana dokunmayın
Benim benden haberim yok
Tutmuyor elim ayağım
Benim benden haberim yok
Harmanımı yeller aldı
Bostanımı seller aldı
Bir yar sevdim eller aldı
Benim benden haberim yok
Harmanımı yele verdim
Bostanımı sele verdim
Bir yar sevdim ele verdim
Benim benden haberim yok
Birkaç dörtlüğü daha olan, ne zamandır dinlemediğim bir türküydü. Bir hevesle dam başına çıkıp bir iki kez dinledim.
Türküde söz edildiği gibi yârimi ele vermemiştim ama son dize beni anlatıyordu.
"Benim benden haberim yok"
Türkü ziyafetim bitince eve geçtiğinde saat 21. 34 olmuştu.
Malatya'dan oldukça uzakta olan sevdiğim bir hocamdan mesaj gelmişti. Çok geç gördüğüm mesajda şunları yazmıştı.
"Nasılsın sevdiğim güzel insan?
Özledim yazılarını...”
Saat 22: 02'da tekrar mesaj atmıştı.
"Cevap gelmediyse uzaktasın!
Uyuyorsun belki de...
Umarım bir münasebetsizlik etmedim...
İyi geceler…"
Gerçekten de uzun süredir yazmıyordum. Birazcık düşüncelerimi saklamak en iyisi diye düşünmeme karşın, yazmayacağımı da kimseye söylememiştim. Herkes 'neden yazmıyorsun' diye soracaktı elbette.
Artık tükendiğimi düşünüyordum. Lakin yazılarımı okumak isteyen birileri varmış...
Hocamı kıracak değilim...
O an ilham gelmişti zaten, başladım yazmaya...
"Beni mutlu etmek zormuş.
Sevmekte bana göre değilmiş…"
Bakalım gerçekten öyle mi?
Biri var ki gözleri ömre bedel...
Attığım her adımda, karşıma çıkan her kişide, baş harfinin geçtiği her isimde, baktığım her gözde onu aramaya yüreğim dayanmaz.
Ondan uzak kalmak, ölmek gibi bir şey, lakin bu aşkta kimse ölmeyecek. Onu düşünerek yaşamak yüreğime bir sonsuzluk sunuyor. Her doğal seste sesini, her elimi tutanda ellerini, her gözlerime bakanda gözlerini, her cümlede fikirlerini aradıkça daha da özlüyorum. Özledikçe amansız bir hastalığın peçesinde imiş gibi daha çok bağlanıyorum. Her gün öldüm desem de ölmeyecekmiş gibi seviyorum. Her yol, her sokak, her cadde ona ulaşmak adına tükeniyor adımlarımla…
Her gece onun kokusunu anımsayıp yataktan fırlamak kadar ne acıtır ki insanın canını? Herkes, “unutmayı dene” diyecek ama hangi kalple, hangi ruhla yapabilirim ki bunu? Ben sadece onunla bir bütünüm…
Sevdiğini unutmak hiç kolay olur mu?
Kalbini avuçlarıma alıp ölene kadar hatta son nefesime kadar ona bakmak isterdim. Çünkü gerçekten çok seviyorum...
Ne olursa olsun, her esmerde, her şiveli konuşanda, seviyorum diyecek onlarca kişide onu aramayacağım. Zaten kalbimdeki boşluğu kimse dolduramaz...
Belki bir gün gücüm tükenecek, belki o an yanımda olmayacak, ama son nefesimde bile ne kadar sevdiğimi bilen bir sürü insan bırakacağım ardımda. Gücümü tüketiyor, olanlara artık göğüs geremiyorum. Şimdilerde hiç yıpranmadığım kadar yıprandım. Kendimi tüketirken onu da tüketmek istemiyorum.
İçim içimi kemiriyor. Bir mum misali karşısında eriyorum. Sanırım farkında değil! Kendimden bile habersiz yok olup gidiyorum. İkimizin de paramparça olacağı günler çok yakın. Ama ‘her şeyin ilacı zaman' diyeceksin... Haklısın zaman...
Unutmayacağım şeyler yaşadım, çok sevdim, çok şey öğrendim, öğrenmeye de devam ediyorum.
İyi ki onu tanıdım, iyi ki hayatımda, iyi ki en zor zamanlarımda karşıma çıkıp beni o zor durumun içinden çekip çıkardı. Hakkını hiçbir şekilde ödeyemem...
İnsan, sevgilisini deneyerek unutamaz ki...
Bilsem ki sana olan sevgim bugün bitecek yine senin için yaşayacağım, yine sana sadık kalacağım.
Bu yolda daha biriktirecek çok hatıramız olacak, belki çekilecek acılarımız, uğruna dökecek gözyaşımız... İleride benimle veya bensiz hayatına devam edecek. Belki hayatında başkası olacak. Ben her zaman onun için en iyisini isteyeceğim. Hep dua edeceğim.
“Mutlu olmanla bile mutlu olacağım ama benim gibi seveni zor bulursun” diyeceğim.